jarelbestel@yss ~ $

bir gemi, bir kaptan, gerisi haktan …

Archive for the ‘Satırlar’ Category

Çocukluğum

without comments

Çocukluğumun hayallerini eşiği olmayan kapının ardında bıraktım. Küçükken mahalle arasında koşturduğum topu, annemin tüm seslenişleri arasında bakkala gitmemek için yaptığım sakatlık numaralarını, okuldan dönerken üstümdeki formanın rezaletine aldırmadan keyfimce yaşayabilmeyi arzu ettiğim sokakların içinde koşuşturmalarımı.

Öyle bir sessizlik yoktu bizim çocukluğumuzda. Okuldan sonra mahalle maçları, bisiklete binip Fatih camiinde tur atmalar falan. Güzel, yarım bırakılmamış hatta özlemine boğulduğum vakitlerin 27 nci yaşımı aceleyle kovalarken beni daha da derinden titrettiğini hissedebiliyorum. Oysa ki muhallebi yerken seyyar muhallebici amcaların o başka dünyaya götüren sinema tadındaki gözlüklerine bakabilme hevesi yok muydu beni hala derinden etkiler. Her zaman bir kolumun altında plastik top, diğer elimde elma şekerini tüketme çabalarım. Arabaların altına kaçan topum ve 3 korner 1 penaltı. Arabaların trafiğinde “stop” ile hile peşinde koşturup elimizdeki topu beş adım öteye taşımak için başımıza şeytanların üşüştüğü o güzel çocukluk hatıralarım. Tüpçülerin kamyonetlerine takılmak için görünmezlik çabalarımız, mahalledeki köpeklerle karşı mahallenin çocuklarına gözdağı verme çabalarımız, Ardından gazoz kapaklarım, misketlerim hiç bitmeyecek sandığım o “mors” oyunu. Mahalle arası maçlar ve kavgalar. Hüsniye teyzenin “hadi oğlum bakkala git, paranın üstü senin” sedası ile coşan çocukluğum. Arkasından futbolcu kartları ile kapmaca/basmaca oyunlarımız. Kepilmelerimiz, kepmelerimiz, kafliklerimiz, plastik toplarımız kısacası şimdikilere nasip olmayacak güzellikler vardı.

Hele hele evimizdeki o renkli kutuda, transformers, yakari, voltron, red kit, Pazar sabahları trt işkencesi olan klasik müzik konseri. Bunlar unutulmaz fenomenlerdi. Teknoloji bizimle doğdu. En saf çocukluğu bizim çocukluğumuz gibiydi. Nils ve uçankazı izlerken kendimden gidiyordum. Clementie vardı sonra. Hiçbir şey bozulmamıştı. Televizyon bile masumdu. Tıpkı bizim çocukluğumuz gibi. Geldi ve Geçti.

Yaşlanıyoruz. İçim acıdı bunları yazarken ama ne yapalım işte zaman bu durdurulamıyor. Akıp gidiyor, yaşamlar gibi.

Written by amen

Mayıs 2, 2008 at 1:59 pm

Satırlar kategorisinde yayınlandı

Popüler Kültür

without comments

Popüler Kültür diyoruz hep. Aslına bakarsanız tam olarak bu kavrama bir açıklama getirebilmiş değiliz. Çünkü herkes yaşam biçimini kendi mantığı çerçevesinde şekillendirdiği için bu kavram artık göreceli bir hale geliyor. Yani çok konuşmadan anlatabileceğimiz kadarıyla parayı bulduk mu sapıtıyoruz. Suç popüler kültürün de değil belki. Suç bizim egolarımızın hiçbir şekilde tatmin olamaması olabilir mi ? Örnek vermek gerekirse birden fazla cep telefonu kullanmak yada her zaman son çıkan telefonun peşinden koşmak gibi şeyler. İnsanoğlu düşünemiyor mu, idrak edemiyorum. Düşünmeden, sadece paranın gücüyle elde edilenlerin hiçbir kazancının olmaması gibi beraberinde saplantılar, alışkanlıklar getirmesi çok kötü olabiliyor. Derler ya “ Para bu, bir gün var öteki gün yok” aynen bu durum bugünlerde geçerli. Bu konuda tam bir genelleme yapmak istemiyorum ama etrafınıza bakarsınız herkesin yada bir kısım insanların “gösteriş” merakı olduğunu yada “uçtuğunu” söyleyebiliriz. Ben şu marka giyiniyorum ve şu marka cep telefonu kullanıyorum vb. gibi şeyler duyacak yada göreceksiniz. Bütün bunlar parası olan insanlar için çok normal şeyler gibi gözükse de öyle değil. Az ile yetinmeyi bilmiyoruz. Paramız kadar harcıyoruz ve hep tüketiyoruz. Asla tasarrufa yönelik hiçbir şey yapmıyoruz. Yani parayı kullanmayı bilmiyoruz. Parayı harcamayı da bilmiyoruz. Levis aldık sanıyoruz ama aldığımız orijinal Türk malı bir kot.( Levisa taktığımı sanabilirsiniz ama bildiğim bir örnek olduğu için kullanıyorum ) Eminim ve bildiğim bir şey var ki o da aynı kalitede kotun levisin üçte bir fiyatına imal edilip satıldığıdır. Şimdi anlayabiliyor muyuz neye sevdalandığımızı ? Bırakın markanın kölesi olmayı, o sizin üzerinizde taşınmak için yalvaracaktır.

Çuvaldız da iyi acıttı.

Saygılarımla

Written by amen

Ağustos 18, 2007 at 9:30 pm

Satırlar kategorisinde yayınlandı

Özgürlüğe

without comments

bak gidiyorum yalnızlığıma,
rüzgarlar sürülmüş kulaklarımla.
bir avuntu uzaklardan,
ne gelir sensiz ölüm bu faniye.
ahh bir ahh daha demeden gidiyorum özgürlüğe.

Written by amen

Mayıs 3, 2007 at 2:35 pm

Satırlar, Şiir kategorisinde yayınlandı