jarelbestel@yss ~ $

bir gemi, bir kaptan, gerisi haktan …

Archive for Mayıs 2008

The Count Of Monte Cristo

without comments

Posted by Picasa

Written by amen

Mayıs 28, 2008 at 7:53 am

Film kategorisinde yayınlandı

Çocukluğum

without comments

Çocukluğumun hayallerini eşiği olmayan kapının ardında bıraktım. Küçükken mahalle arasında koşturduğum topu, annemin tüm seslenişleri arasında bakkala gitmemek için yaptığım sakatlık numaralarını, okuldan dönerken üstümdeki formanın rezaletine aldırmadan keyfimce yaşayabilmeyi arzu ettiğim sokakların içinde koşuşturmalarımı.

Öyle bir sessizlik yoktu bizim çocukluğumuzda. Okuldan sonra mahalle maçları, bisiklete binip Fatih camiinde tur atmalar falan. Güzel, yarım bırakılmamış hatta özlemine boğulduğum vakitlerin 27 nci yaşımı aceleyle kovalarken beni daha da derinden titrettiğini hissedebiliyorum. Oysa ki muhallebi yerken seyyar muhallebici amcaların o başka dünyaya götüren sinema tadındaki gözlüklerine bakabilme hevesi yok muydu beni hala derinden etkiler. Her zaman bir kolumun altında plastik top, diğer elimde elma şekerini tüketme çabalarım. Arabaların altına kaçan topum ve 3 korner 1 penaltı. Arabaların trafiğinde “stop” ile hile peşinde koşturup elimizdeki topu beş adım öteye taşımak için başımıza şeytanların üşüştüğü o güzel çocukluk hatıralarım. Tüpçülerin kamyonetlerine takılmak için görünmezlik çabalarımız, mahalledeki köpeklerle karşı mahallenin çocuklarına gözdağı verme çabalarımız, Ardından gazoz kapaklarım, misketlerim hiç bitmeyecek sandığım o “mors” oyunu. Mahalle arası maçlar ve kavgalar. Hüsniye teyzenin “hadi oğlum bakkala git, paranın üstü senin” sedası ile coşan çocukluğum. Arkasından futbolcu kartları ile kapmaca/basmaca oyunlarımız. Kepilmelerimiz, kepmelerimiz, kafliklerimiz, plastik toplarımız kısacası şimdikilere nasip olmayacak güzellikler vardı.

Hele hele evimizdeki o renkli kutuda, transformers, yakari, voltron, red kit, Pazar sabahları trt işkencesi olan klasik müzik konseri. Bunlar unutulmaz fenomenlerdi. Teknoloji bizimle doğdu. En saf çocukluğu bizim çocukluğumuz gibiydi. Nils ve uçankazı izlerken kendimden gidiyordum. Clementie vardı sonra. Hiçbir şey bozulmamıştı. Televizyon bile masumdu. Tıpkı bizim çocukluğumuz gibi. Geldi ve Geçti.

Yaşlanıyoruz. İçim acıdı bunları yazarken ama ne yapalım işte zaman bu durdurulamıyor. Akıp gidiyor, yaşamlar gibi.

Written by amen

Mayıs 2, 2008 at 1:59 pm

Satırlar kategorisinde yayınlandı